|
Tasavvuf ilminin teşekkül asırlarında kaleme alınan ve Ehl-i Sünnet çizgisinin en sağlam kaynaklarından biri kabul edilen Kuşeyrî Risâlesi, hicrî beşinci asırdan günümüze bütün İslâm coğrafyalarında tesirini sürdüren kurucu metinlerdendir. İlk sûfîlerin biyografilerini, tasavvuf ehlinin makam ve hallerini ve sûfî ıstılahlarını cem eden bu müstesna eser, Osmanlı toplumunda derin bir hürmetle sahiplenilmiştir. Taşköprîzâde’nin “bir hânede ol Risâle ola, ol hâneye nekbet isabet etmemiştir” sözü, bunun açık bir ifadesidir. İmam Kuşeyrî’nin (ö. 465/1072) bu değerli metni farklı devirlerde birkaç kez Türkçeye tercüme edilmiş ancak Osmanlı döneminde yazıldığı bilinen tek şerhli tercüme, son devir mutasavvıf müelliflerinden Seyyid Mehmed Tevfîk Efendi’nin kaleminden çıkmıştır.
Bezmiâlem Vâlide Sultan’ın teşvik ve himayesiyle vücuda gelen Tercüme ve Şerh-i Risâle-i Kuşeyriyye, müellifin sebeb-i te’lifteki beyanına göre Dârü’l-Maarif, Tıbbiye, Harbiye, Bahriye ve Adliye mektepleri ile medrese ve camiler başta olmak üzere Âsitâne’nin bütün ilim merkezlerinde okutulmak niyetiyle hazırlanmıştır. Eğitimde yenileşme hareketlerinin hız kazandığı bir devirde, yeni nesillerin kendi kültür ve medeniyet kodlarıyla bağını muhafaza etme gayesini taşıyan eser, tasavvufun kurucu bir metnini Tanzimat İstanbul’unun ilim muhitlerine taşıyarak devirler ve nesiller arasında bir köprü kurmaktadır.
Çalışmanın başında Seyyid Mehmed Tevfîk Efendi’nin hayatı ve eserleri, şerhin telif sebebi, muhtevası, kaynakları, şerh usûlü ve dil hususiyetleri kapsamlı bir incelemeyle tahlil edilmiştir. Metin kısmı ise Vâlide Sultan’a takdim edilmek üzere temize çekilen müzehhep nüshası ile müsvedde nüshaları üzerinden titizlikle hazırlanmış ve okuyucuların hizmetine sunulmuştur. Günümüze ulaşan nüshalar esas alınarak transkripsiyonlu metni ilk defa latinize edilen Tercüme ve Şerh-i Risâle-i Kuşeyriyye, tasavvuf tarihi, Türk-İslâm edebiyatı ve Osmanlı şerh geleneği araştırmalarına zengin bir kaynak olarak okurların istifadesine sunulmaktadır.
|